Köşe Yazılarım

ALGIMIZI KİM YANILTTI?

Ağustos 9

     Algılarımız, bireysel yorumlamalara dayalıdır. İnsanlar herşeyi öğrendikleri kadarıyla algılarlar. Birtakım fiziksel koşullar ya da bireyin psikolojik durumu, olayları olduğundan farklı yorumlanmasına yol açabilir.  
     Bilgimiz ve becerimiz ne kadar ise, olaya da o kadar farklı yaklaşır ve farklı algılarız. Çünkü yorumlarımızı ona göre yaparız.
     Algının tanımını yapacak olursak algı; psikoloji ve bilişsel bilimlerde duyusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesi anlamına gelir. Algı, duyu organlarının fiziksel uyarılmasıyla oluşan sinir sistemindeki sinyallerden oluşur. Örneğin, herhangi bir besinin tadını almak için, tad alma duyumuz olan dili, yine herhangi bir şeyin sıcak, soğuk, sert, yumuşak olup olmadığını anlamak için dokunma duyumuzu kullanırız. 
     Peki bize söylenenleri ve ya içinde bulunduğumuz yaşamı nasıl algılarız?
     Herkesin olaylara bakış açısı aynı şekilde midir?
     Olayları hep aynı şekilde mı algılarız?
     Olayları neden yalnış algılarız? 
     Algı ayarlarınızı bozan ve ya algı ayarlarınızla oynayan birileri mi var?
     Bu soruları çoğaltmak mümkün. Ama şöyle bir gerçek var ki, herkes herşeyi aynı şekilde algılayamaz. Aynı olaya herkesin bakış açısı aynı değildir.  Cümlemin de başında söylediğim gibi, herkes öğrendiği kadarıyla algılar. Bir olayı ya da durumu doğru algılayabilmemiz için, olayı çok iyi anlamamız ve derinliğini iyi bilmemiz gerekir. 
     Öğrenmekten vazgeçmeyen insanların ufku her daim geniş olur. Bilgi hazinesi yüklüdür. Durumları algılama şekli diğer insanlardan daha farklı ve daha ileridir. Örneğin bir mimarın bir binayı algılama şekli ile, bir çiftçinin bir binayı algılama şekli farklıdır. Ormanda ilk kez yürüyen bir insanın karşılaştığı her şeyi, ilk anda farklı algılaması oldukça doğaldır. Bilerek ve öğrenerek gittiği ormanda, daha sonraki günlerde aynı şeylerle karşılaştığı zaman, ilk karşılaştığı algılama şekli ile son karşılaştığı algılama şekli farklıdır.
     İnsanların birbirlerini anlamaları ve algılamaları da aynı şekildedir. Hayatında aktif ve sosyal olan, araştırıp okuyan bir kişi ile, yaşamında vasat olan, monoton yaşayan bir kişinin diğer bir insanı algılama şekli yine kendi yaşam tarzına göredir.
     Bizler kendimiz kendimizi yanıltırız. Bilgisizlik ve tecrübesizlik bizlerin algıdaki yanılmamızı yükseltir. Bizleri yüksek orandan yanlışa sevk eder. Dünyaya dar çerçevede bakmamızı sağlar.
     Unutmayalım ki insanlar bildiklerine yabancı değildir ve algılaması daha kolaydır. 

Köşe Yazıları