Selam sevgili okuyucularım
Bu sayıdaki yazımda biraz serzenişte bulunarak yazıyorum. Belki diyeceksiniz acaba nedir bu serzenişler. Ama şunu belirtmek istiyorum ki bazen insanoğlu gördükleri ve yaşadıkları karşısında ister istemez rahatsızlık duyup bu rahatsızlılığını paylaşacak dost arar. Aslında ben inanıyorum ki benim rahatsız olduğum konulardan bir çok insanda rahatsız olmaktadır.
Bir çiçek normal yetiştirildiğinde doğaya çok güzel koku verir. Vermiş olduğu kokuyla doğadaki canlılar mest olur. Ya da bir sebze doğru ve düzenli şekilde ve mevsiminde yetiştiği zaman tadı bir başka farklı ve lezzetli olur. Ama maalesef biz doğada yetişen her şeyin GDO’sunu değiştirmekte bire biriz. Sanırım bu işi yapmakta dünya toplumu olarak çok başarılıyız.
Öncelikle Gdo nedir bunu bilmek gerek. Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara “ Genetiği değiştirilmiş Organizmalar” kısaca GDO adı verilir.
Bu hafta hormonlu insancıklar konulu bir yazı yamaya gerek duydum. Çünkü 12-18 Aralık Yoksullarla Dayanışma Haftası olarak anılmaktadır. Bir nevi duyarlılık haftası da denilebilir. İnsanlar hep birilerine yardım etmek isterler ve ya istemezler. Kimilerine göre yoksulluk akılsızlık olarak nitelendirilir. Aç tokun halinden ne anlasın gibi. Ama bir gerçek vardır ki bu dünyada ve bu ülkede gerçekten yardıma muhtaç ve yoksul
insanlar da bulunmaktadır. Ne demiştir Hz Muhammed (S.A.V) “Komşusu aç iken tok olan bizden değildir.” Gerçekten de İslam dini yardımlaşmaya çok önem vermektedir ve İslam’ın gereği Türkiye’de pek çok sivil toplum kuruluşları yardımlaşma konusunda ne gerekiyorsa yapmakta ve toplum içinde yardıma muhtaç kişilere yardım etmeye çalışmaktadır. Toplumsal barış ve huzurun sağlanması için yardımlaşma son derece önemlidir. İnsanın, dini ve vicdani görevi olan yardımlaşmaya peygamberimiz bu güzel sözü ile dikkat çekmiştir.
Birde madalyonun diğer yüzü vardır. Yani bu yardımlaşmalar sayesinde kurulan kuruluşlar aracılığı ile elde edilen gelirleri yardıma muhtaç kişilere vermek yerine kişiler ve ya kurumların kendi ceplerine haksız yere pay almaları gibi. İşte bu hormonlu insancıklar hem ülkemize hem de kendilerine farkında olarak ve ya olmayarak zarar vermektedirler.
Bana göre gerçek yoksulluk, parasızlık değil vicdansızlıktır. Vicdanını yitiren kişi, hem yüreksizdir, hem de çaresizdir. Zaman hayattan öyle şeyler alır götürür ki işte o zaman keşkeler sayısı hayatında yer eder. Hormonlu insancık olmaktansa adam gibi adam olup çevremize bakmalı ve gerçek insanlığımızla yoksullarımızın ihtiyaçlarına elimizden geldiği kadar karşılık vermeliyiz.
Yani GDO yerine GERÇEK ve ORGANİK olmalıyız.
