Nisan 5
Bizler yaşantımız boyunca bazı olaylar hakkında o kadar çok konuşuruz Ki, ve bu konuşmalarımızı o kadar kolay yaparız ki, karşımızdaki insanın kırılıp kırılmaması bizi hiç mi hiç ilgilendirmez. Onun kırılması ilgi alanımıza dahi girmez. Oysaki karşımızdaki insanın hassas duygulara sahip olduğunu bilmemiz gerekir. Kişilerdeki hassasiyetin ne kadar büyük olduğunu fark etmemiz ve ona göre davranmamız gerekir. Yine de kimi zaman kırdığımız insanlar bizi büyük bir sabırla dinlerler ve bize gereğinden fazla saygı gösterirler. Üstelik de gerekenler neyse onu yerine getirmeye çalışırlar.
Ama…
Hep içindeki buruk bir sevgiyle yapar….
Yapılan haksızlıklara karşı bir kırgınlıkla yaşar.
Neden insanları kırarız bilmem. İnsanları kırmak bu kadar basit olmamalı. Bu dünya yaşamaya değer. Gülmeli, neşelenmeli ve eğlenmeli. Gezmeli. Yeni yerler görmeli. Dünyaya bir başka bakmalı insan. Yaşam içerisinde birbirinin kadrini bilmeli.
Bir insanı kaybettikten sonra kadir kıymet bilmenin hiçbir önemi kalmaz. Bir insan öldükten sonra ise bu durum hiçbir işe yaramaz. O insanı bir daha asla geri getiremeyiz. Bir insan öldükten sonra sadece mezarını ziyaret ederiz. Eski anıları veya yaşadıklarımızı düşünerek hüzünlenir, kimi zaman da pişman oluruz.
Atalarımız ne kadar güzel söylemiş. ” Son pişmanlık fayda getirmez.” Fakat biz bu atasözlerin anlamını yine de anlamıyoruz. Atasözlerin anlamını işimize geldiği gibi kabul ediyoruz ve ona göre davranıyoruz. Oysa ki, durum tam tersi. Atalarımız pek çok olayı yaşayarak bu atasözlerini söylemişler. Çünkü onlarda belli değerleri kaybetmişler ve iş işten geçtikten sonra farkına varabilmişler. İstemişler ki, bizler o durumları yaşamayalım. Yani bile bile ta ki sevdiklerimizi kaybettikten sonra farkına varmayalım. Zamanında değerini bilelim ve devrimlerimizi kırmadan sahip çıkalım.
Kırılmak ve kırmak çok acıdır. Bir insan kırgın olduğun zaman, içindeki neşe ölüyor. Mutluluk ölüyor. Hayata dair heyecanı yok oluyor. Çünkü, insan kırgın olduğu zaman canı hiçbir şey yapmak istemiyor. Kendisini her şeyden uzak tutmak istiyor. Akabinde de içine kapanıyor. İnsanlar kırıldığı zaman, çevresindeki birtakım şeylere hüzünle bakıyor.
Şu dünya dediğimiz yaşam üç günlüktür. Her şey fanidir. Gelip geçicidir. Hiç kimseyi kırmadan güzel yaşamak, en güzelidir. Böylece, hayata daha güzel, daha neşeli ve mutlu bakar insan.
