KUDÜS’ÜN TARİHİ 1
Geçmiş yıllardan günümüze kadar kudüsle ilgili pek çok olay yaşanmıştır Kudüs ülkemiz için bir kırmızı çizgidir ve bizler için çok önemli olan Kudüs şehri şu anki konumu ile İsrail’in başkenti olma özelliği taşıması sebebiyle bizlerin de kabul edemeyeceği bir sonuçtur. Çünkü, Kudüs’ün dinimizdeki yeri çok önemli ve bizler için büyük değer ifade etmektedir.
İslamiyette yeri büyük olan Kudüs konumu itibariyle İsrail ve Filistin’in orta noktasında yer almaktadır. Bu nedenle her iki ülke için de büyük öneme sahiptir. Kudüs’ün İsrailliler tarafından ismi, Jarusalem olarak bilinmektedir.
Yazımın bu bölümünde Kudüs’ün tarihi ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum.
Roma döneminde Yahudi ayaklanmalarından sonra yeniden kurulan eski kent, Museviler Hıristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir merkezdir. Her yönden dini konumu oldıkça önemlidir.
19. yüzyılın ikinci yarısında surların dışında, vadilerde ve batı tepeleri arasında Hristiyanların ve özellikle de Yahudi göçmenlerin yaşadığı yenimahalleler geliştirmişlerdir. 1948’de Kent nüfusunun çoğunluğu ise yahudilerden oluşmaktaydı. 1967 Savaşı’ndan sonra kentin tamamı İsrail yönetimine geçti.
Kudüs adı sözcük olarak bir amurru Tanrısı’nın “Şalem’in Barınağı” anlamındadır adı ilk olarak mısır metinlerinden geçen, eski Kenan silesinin adına, daha sonra Amama’nın mektuplarında rastlanır. Tarihi ile büyük önem arz eden Kudüs geçmişiyle tarihe tam anlamıyla damgasını vurmuştur.
Kent bağımsızlığını Hz. Davut zamanına dek korumuştur. Hz. Davut İ.Ö. 1000’e doğru ele geçirdiği Kudüsü, kendi siyasi ve dini başkenti durumuna getirdi. Kudüs İsrail ve yahuda kabilelerinin ayrıldığı bölge üzerinde bulunmaktaydı. Bu konumu nedeniyle bu karar çok yerinde bir seçimdi. Hz. Davut, Kudüs’ün bir Krallık toprağı olduğunu ilan etti ve kenti İbrani Birliği’nin temeli yaptı. Musa Yasaları’nın saklandığı sandığı Kudüs’e getirtti. Daha önce Silo’da bulunan amphiktyonia tapınağının kente nakletti ve böylece Kudüs’ü tüm İsrail’in dini merkezi yaptı. Süleyman Krallığı nın parçalanması Kudüs topraklarını azalttıysada Kent manevi üstünlüğünü korudu. İ.Ö. 587’de Nabukodonosor tarafından alınan ve yakılan Yahuda Krallığının merkezi Kudüs, sürgündeki Yahudiler’in vatanına geri dönmesini sağlayan Keyhüsrev Fermanı’ndan sonra canlandı. Kudüs toprakları yeniden inşa edildi ve tapınak, Süleyman’ınkine oranla daha mütevazı boyutta baştan yapıldı.
Yazımın ikinci bölümünde buluşmak dileğiyle hoşçakalın.
