Köşe Yazılarım

İYİLİĞİ YÜZÜNE VURMAK


Temmuz 2

     İyilik…
     İyi bir insan olmanın başlıca temel noktalarından biridir iyilik… Her insanın harcı olmayan, bir o kadar da kolay olan iyilik yapma alışkanlığı, bizi insan yapan unsurlardandır. İnsanı insan yapan bu davranış şekliyle, yardıma muhtaç kişilerin maduriyetleri giderilmeye çalışılır. 
     Kimimiz insanları sevindirmek için, birine yardım ederek iyilik yaparız. Kimimiz de, desinler diye iyilik yaparız. Kimimiz de iyilikle şan şöhret yolunu açarız. Kimimiz de, Allah’ın bir kulu olarak iyilik yapıp sevap işler, ahirete hazırlık yaparız. 
     İyiliğin o kadar çok yöntemi var ki, yeter ki biz iyilik yapalım ve yapmasını bilelim. Yardım dernekleri aracılığı ile yapılan yardımlar, pek çok insana ulaştırılabilmektedir. Devlet eliyle yapılan yardımlarda, yardımın yapılacağı kişilerdeki şartlar uygun ise, o kişiye devlet eliyle yardım yapılır. İş insanlarımızın yaptığı yardımlar da yine bu iyilikler arasında yer almaktadır.
      İyilik yapmanın belli incelikleri bulunur.
      Nasıl mı?
      Ama öyle bir ince nokta var ki, iyilik yaparken insan kalbi kırmamak gerekir. İyilik yapacağımız insanları kullanmamalıyız. İnsanlara tepeden ve ya hor bakarak onları rencide etmemeliyiz.  
     İyilik yaparken dikkatli olmalıyız. Mesela, yaptığımız iyiliği, iyilik yaptığımız kişiye söylemek…  Bu durum hem kişiyi rencide eder, hem de yapılan iyiliğin bir değeri kalmaz. İyiliğin gerçek anlamda yerini bulması için, yapılan iyiliği söylememek ve sürekli o kişiye karşı söylenmemek gerekir. Peygamber Efendimiz (SAV)’in “Sağ elin verdiğini sol el görmemelidir” şeklindeki hadisi şerifi ne de doğrudur. Sesiz yapılan iyilik en makbul olandır.
      Kişiyi incitmeden ve üzmeden yapılan iyiliği, aynı zamanda da kişinin suratına vurmamak gerekir. Aksi taktirde kişi bu durumdan hoşlanmaz ve üzülür. Birini üzdüğümüzde, üzdüğümüz kişiyi kaybederiz. Bir daha da o kişiyi kazanmak çok zor olur.
    Görsel ve yazılı medyadan görüyoruz. İyilik yapan kişiler, birine yardım ederken, yardım eden kişi, yardımı alan kişinin rızası olmaksızın bol bol resim çektiriyor ve haberlerde sürekli isminin geçmesini sağlıyor. Çoğu zaman iyiliği yapan kişi şöhret olurken, iyiliği alan kişi de büyük oranda rencide oluyor ve gururu kırılıyor. Muhtaç olduğu duruma içten içe üzülmesine neden oluyor. Çünkü kişi mecburiyetinden dolayı gelen bu yardımı kabullenmiştir. Yani kimi zaman çoluk çocuğu için bu sonuca katlanmıştır. 
    İyilik, karşılık beklenmeden yapılmalıdır. Sessiz ve sedasızca… Hatta kimin yaptığı hiç bir şekilde bilinmemelidir. Halk iyiliğe teşvik edilmelidir. İyiliği yapılan kişinin rızasıyla resim ve ya medyada yapılacak olanlar yapılmalıdır. Atalarımız ne de güzel söylemişler. ” İyilik yap denize at.”  
     Karşılık beklenen iyilik, gerçek anlamda iyilikten sayılmaz. Çünkü hepimiz de biliyoruz ki, iyiliğin karşılığı olmaz.

Köşe Yazıları