Akıllı insanlar bilginin gücüne inanırlar. Bilgiyi de okuyarak, araştırarak ve gezerek elde ederler. Bilgi gelişiminde araştırma en büyük araçtır insanlar için. Okudukça ve araştırdıkça her şey farklıdır. Çünkü her hangi bir konuyu derinlemesine bildiği için, hayat bir başka akar okuyan ve araştıran adına. Algılama yeteneği ancak bu şekilde gelişir.
Her insanın algılama şekli ve yeteneği farklıdır. Yani kişiden kişiye değişir. Algılama şekli, öğrendikleriyle sınırlıdır ve öğrendikleriyle değerlendirilir. Yaşamı boyunca öğrendikleri, kişinin algılama yeteneğini gösterir.
Günümüz koşullarında, televizyonda ve ya sosyal medyada ya da radyoda bir takım tartışmalar, diziler, sosyal içerikli bir çok programlar izler ve dinleriz.
Peki hepimiz gördüğümüz, bildiğimiz ve ya duyduğumuz şeyleri, aynı şekilde ve ya aynı ölçüde mi algılar ya da aynı durumda mı anlarız.
Tabi ki hayır. İnsanlar bir durumu, bildikleri ve öğrendikleri oranıyla anlarlar. Hayat bazı durumları kişinin kendi bulunduğu yerde yaşatarak ve öğrenmek zorunda bırakarak algılama yeteneğini
geliştirmek zorunda bırakır. Fakirliği algılayamayan bir zenginin fakiri ve ya zenginliği bilmeyen bir fakirin de zenginin yaşam ve algılama koşullarını bilemez ikisinin de yaşam koşulları aynı olmaz.
Örneğin, hayatı boyunca köy görmeyen ve ya köy hayatını bilmeyen bir kişiye, köy yaşamından ne kadar bahsedebilirsiniz. Sadece görsel olarak ve okuyarak öğrenir, durumları da ona göre algılar. Köy hayatını yaşayan bir insana köyden bahsederken o kişi ancak bildikleri ve ya gördükleri, yaşadıkları oranında anlar ve algılar. Çünkü bir şeyler yaşamıştır, bilgileri ve tecrübeyi köyünde gezerek ve yaşayarak öğrenmiştir. Aynı durum şehirdeki yaşam için de geçerlidir. Metropol bir şehrim yaşam koşullarını, yaşayanlar daha çabuk ve daha kolay, o şehirde yaşayan o şehrin çevresini, yaşam koşullarını yaşayarak öğrenen kişi daha iyi anlar ve daha iyi kavrar. Çünkü algılama yeteneğini orada geliştirmiştir.
Algı bir yerde de yaşadıklarını ve öğrendiklerini insanın kendisine düşündürerek hayata uygulatır.
ALGININ SEFALETİ – 2
Yani iyi bir algıya sahip olmak için, çok iyi bilip iyi ve yerine kavramak, doğru anlamak ve doğru uygulamak gerekir. Bu durum bizi başarıdan başarıya götürürken kendi işimizin iyi yapılmasını sağlar. Konumumuz ve hayat standartlarımız doğru algılama yeteneğimizle daha da farklılaşır.
Algı yeteneği gelişen insanın dünyaya e evrene bakış açısı her zaman farklı ve da gerçekçidir.
Algı, duyular’ a tüm özellikleriyle ve ilişkileriyle doğrudan etki yapar. Herhangi bir nesnenin, duyumsal ve bütünsel bir şeklide diyebiliriz. Duyumlar, nesnenin tek tek özelliklerini ifade ettikleri halde, algılar nesneyi bir bütün olarak, yani duyumlar yoluyla yeniden üretilebilen çeşitli özelliklerinin bir bütünü olarak yansıtırlar. İnsan algıları, nesnelerin kendilerinin, özelliklerinin ve ilişkilerinin kavranmasını sağlarlar ve bu algılamanın karakterini, insanın temel çıkarları ve yönelimleri ve sahip olduğu bilgiler belirler.
Peki hayatında hiç bir şey bilmeyen insanlar, neyi nasıl algılar. İşte algının sefaleti de tam burada başlar. Özellikle de çok şey bilip de algılamada zayıf ise ortalık bayağı bir karışır. Çünkü bir şeyi algılarken aynı zamanda da yanlış uygulamaya başlar. Bu durumda bulunduğu konumu oldukça sarsar ve kişiyi kaosa sürükler. Yani rezilliktir. Karşısındaki yanlış anlama durumu. Bu da çok vahim bir
durum. Genellikle iki insanın anlaşamamasının ve ya yaptığı işlerde başarılı olamamasının nedenlerinden bir tanesidir, bir olayı veya durumu iyi algılayamamak. Çevremize baktığımızda bir çok mühendis, doktor, öğretmen politikacı yani kısacası herhangi bir meslek gurubuna ait kişiler, algı yeteneğini geliştiremedikleri için, kendi bulundukları konumlarında başarılı olamamışlardır.
Hayatta algılama yeteneği geniş olan kişilerin, karşısındaki kişiyi anlaması daha kolaydır. Algılama yeteneği yüksek olan kişilerde anlayış daha fazladır ve aynı zamanda kişiyi gerçekçi kılar.
Kişi de algı genişliği, topluda bir sorunu ortadan kaldırır. En kötü durum bilgiye sahip iken algı yeteneğinin gelişmemiş olmasıdır.
