Temmuz 4
Yazımın ikinci bölümüyle sizlerle birlikteyim.
Yazımın birinci bölümünde sizlere katliamdan bahsetmiştim.
Bir de, katliamın diğer yüzü vardır. Ruhumuzu ve bedenimizi katletmek gibi…
Duygu ve düşüncelerimizi yok etmek gibi…
Sevgileri derinden etkilemek ve gerçek sevgileri ortadan kaldırmak gibi…
Alında, asıl katliamı biz kendi ruhumuza ve bedenimize yaparız. Yani kendimize en büyük zararı veririz. Yazımda belirttiğim tüm olumsuz davranışlar, kendi benliğimizin ve duygularınızın yok olması demektir. Yapılan yanlışların farkına varılması vicdan azabını oluşturur. Kimi zaman son pişmanlık fayda vermez.
Sevip de bir hiç uğruna kaybettiklerimiz, bizlerde derin yaralar açar. Bu ve buna benzer durumlar bizi, maneviyatımızı korumaktan uzaklaştırır. Kişiliğimizin iyi yöndeki gelişimini durdurmuş olur. Böylece hem kendimize, hem de topluma zarar verir hale geliriz.
Öncelikle maneviyattaki değerlerimizi korumalıyız.
Peki bunu nasıl yaparız?
Her duruma, olaya, olguya üzülüp, mutluluğu unutan insanlar, ruhen akıl sağlığını da yitirmiş sayılırlar. Mutluluk, kişiyi ruhen ve bedenen ayakta tutan en büyük manevi değerdir. Mutlu olamayan kişilerin yaşama karşı direnci düşer. Mutluluk aynı zamanda da huzurlu olmaktır. Eğer bir insan huzurdan uzak bir yaşam içerisine girmiş ise, bu o insanda psikolojik bir tramva oluşturur. Kişiyi bunalıma sürükler. Yaşamı kaosa dönüşür. Kimi zaman da kendisini kaybedecek davranışlar içerisine girer. İşte bu durum kişilerin hayatında, bazen katliamla da sonuçlanabilir. Ve manen kötü duruma düşebilir.
Kendisini kontrol edemeyen insanoğlu, çevresine tehlikeler saçmaya mahkumdur. Kendisine zarar verebilecek konumda olabilr.
Katletmenin çok kötü bir durum olduğunu hepimiz biliriz. Ama bilmek yetmez. Bu durumdan uzak durmak ve katliamı oluşturacak sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. Hayatı iyi karşılamak ve mutlu olmak, sorunları bir nebze de olsa çözer. Sorunların çözümüne gitmek için uğraşmak, kişileri rahatlatabilir. Çünkü, çoğu zaman sorunlara çözüm bulunur ve kişi huzurlu olur. Böylece yaşamı daha da kolaylaşır.
Hayata güzel bakmak gerekir. Bütün olumsuzluklara rağmen, yapıcı olmak, kişinin ruh sağlığının bozulmasına engel olur.
Hayat öyle kolay kazanılan ve kolay yaşanılan bir durum değildir. Her şeyi iyi ve tedbirli karşılamak gerekir.
