Haziran 4
Ömrümüzün çoğunu çalışmakla geçiririz. Okula gider ders çalışırız. Stajımızı bitirene kadar herhangi bir işyerinde çalışırız veya emekli olmak için rutin çalışırız ya da tarlada, bağda, bahçede, bostanda çiftçilik yaparak hayatımızın büyük bir bölümünü çalışarak geçiririz.
Dinlenmek, insan hayatının vazgeçilmezlerindendir. İnsan yaşamına keyif katan, hayata karşı dinç olmasını sağlayan bir durumdur. Sağlık açısından da insan vücudunun büyük ihtiyaçlarındandır.
Yaşamdan keyif almak, tamamiyle zihin rahatlığıyla alakalıdır. Zihni rahat olan insanlar, yaşamın her safhasından zevk alırlar. İşini büyük bir mutlulukla yaparlar ve hayata güzel ve olumlu bakarlar. Biraz da kişinin kendi içerisinden gelen seçimidir zevk almak ve mutlu olmak.
Peki hayattan keyif almanın kaynağı nedir?
Hayattan keyif alabilmek için, öncelikle mutlu olmayı istemeliyiz. Bulunduğunuz ortamın sıkıntılı olmaması da tabi ki önemli faktörlerdendir. Yapılan işleri büyük bir istekle yapmak ve sonucunda da başarıya gitmek gerekir. Bu sonuç insanlarda büyük bir keyif ve haz oluşturur. İnsanlara, kendisini hafif hissettirir. İnsanların yoğun çalışması ve tempolu bir dönemin sonunda, o kişilerin dinlenmesi, eğlenmesi ve tatil yapması sağlanarak, hayattan keyif almasına olanak gösterilir.
Özellikle günümüzdeki işsizlik ve ardından da meydana gelen ekonomik sıkıntılar, insanları içinden çıkılmaz buhranlara sürüklemektedir. Bu buhranlar, kişiler arasında huzursuzluk oluşturur. Mutluluktan uzaklaştırır. Hayata karşı umutsuzluğa iter.
Insanların yapması gereken bir işte başarısız olması, aynı şekilde kişilerin hayattan keyif almamasına yol açar. Mutluluktan uzaklaştırır. Ayrıca kafası rahat olan insanlar, dinlenirken daha çok keyif alırlar.
Pek çoğumuz hayattan bir şeyleri bekleyerek ömür geçiriyoruz. Sevdiklerimizin gelip gitmesini, hayallerimizin gerçekleşmesini, okulumuzun bitmesini, emekli olmayı bekleyerek ömür bitirmeye çalışıyoruz. Goethe bir sözünde şöyle der. “Hayattan keyif almak için beklemeye gerek yok, bulunduğumuz her anın tadını çıkarmak yeterlidir.” Yani bulunduğun anı büyük bir keyifle yaşa.
Bizler çalışırken dinlenmek yerine genellikle; şu işlerimi bir halledeyim, şu sıkıntılarımı bir çözeyim, diye düşünürüz. Ama zamanın da ömürden geçtiğini unuturuz. Sanki sonsuza kadar yaşayacakmışız gibi hareket ederiz. Oysa ki ömür dediğimiz olay çok kısadır.
Yaşamımızda çok uzun süre çalıştığımız, gibi dinlenerek keyif almasını da unutmamalıyız.
