Ekim 9
Gelişmek ve geliştirmek , insan hayatı boyunca devam etmesi gereken en önemli unsurlardan biridir. Gelişemeyen bir toplum, medeniyetin gerisinde kalır ve günü takip edemez.
Teknoloji, bilim, kültür ve benzeri alanları takip edip, o alanlarla ilgili herhangi bir konu hakkında, topluma fayda sağlayacak bir ivme oluşturmak, gelişmektir aslında. İnsanların okuyup araştırması ve topluma bir şeyler katması, gelişmek için gerekli olan davranışlandandır. Gelişmek için araştırmanın önemli olduğu kadar, uygulamak da bir o kadar önemlidir.
Peki neden gelişemiyoruz ya da gelişmek istemiyoruz ve ya gelişiyor muyuz?
Bizi gelişmekten uzak tutan bir unsur mu var?
Gelişmek için, engelleyici faktörleri neden kaldıramıyoruz ve ya bu faktörleri ortadan kaldırmak mı istemiyoruz, yada böyle bir faktör var mı?
Biz insanlar geçmişimize baktığımız zaman, bu konu ile ilgili daha kolay bir kıyaslama yapabiliriz. Çünkü, geçmişte ve günümüzde kullanılan malzemelerin yaşam tarzımızı nasıl değiştirdiğini daha kolay görebiliriz. Örneğin eskiden, çamaşırlar elde yıkanırken çekilen bir eziyet ve harcanan insan gücü vardır. Aynı zamanda da bu harcanan insan gücü oldukça yorucu ve sağlıksızdı. Şimdi ise onun yerine birbirinden farklı çamaşır makineleri icad edildi. Böylece hem zamandan, hem sağlıktan, hem de insan gücünden tasaruf edildi.
Gelişmenin önü tıkanmamalı. Yapılan iş, doğru mercilere, doğru zamanda, doğru mecralarda ulaşırsa, pek çok engel ortadan kalkar. Kötü niyetli olmayan, fesatlıktan uzak olan kişilerin bu konularda görev alarak, bilime, kültüre, teknolojiye ivme kazandıracak kişilere yardımcı olması gerekir.
Bizler de diğer toplumlar gibi gelişiyor ve teknolojiyi, bilimi ve kültürü yakından takip ediyoruz. Bazı bürokratik engeller dediğimiz noktaları da hassas bir şekilde atlatınca, topluma faydalı hale gelebilecek eserler ortaya çıkar. Burada iki unsur çok önemli. Birincisi eserin ortaya çıkabilmesi için gerekli koşulların geçilmesi, ikincisi ise, ortaya çıkan eserin toplum içerinde kullanılacak gale getirilmesi yani uygulamadır.
Her geçen zamanın bizim aleyhimize ve ya lehimize işlediğini unutmamak gerek. Hayattan giden ve boşa geçen bir zaman, her zaman için bizim aleyhimizedir. Her geçirdiğimiz dolu dolu ve insanlık için kullanılan zaman ise bizim şeyimizedir.
Ne de güzel söylemiş atalarımız “At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır.”
