?
Aralık 6
Doyumsuzluk insanoğlunun doğasında mı vardır bilmem. Ama bir gerçek var ki, dünya israfa doğru gidiyor. Bizler her şeyi istiyoruz ve doymak nedir bilmiyoruz. Sonu gelmeyen bu hırs, aynı zamanda da bize zarar veriyor ve biz farkında değiliz. Para kazandıkça harcıyoruz. Evimizde olduğu halde tekrar tekrar alıyoruz. Üzerimizde bulunduğu halde tekrar tekrar giyiyoruz. Parayı ihtiyaç değil de harcamak için kazanmaya çalışıyoruz.
Peki bu kadar zengin miyiz?
Bu kadar zengin olsak bile, bu kadar harcamalı mıyız?
Dünya üzerinde bu kadar aç insan varken, ihtiyaç sahibi insanlar dolu iken, biz neden bu kadar israf ediyoruz?
Dünyadaki kimi köylerde yol yokken, kimi evlerde su yokken, kimi insanlar çırılçıplak gezerken, üzerlerindeki hiçbir elbise yokken, pek çok insan kışın soğuk içerisinde üşüyerek ve titreyerek geçirirken, parası olmadığı için odun ve kömür alamadığı için çocukları üşüyüp hastalanırken, biz ne kadar rahat harcayabliyoruz, ne kadar rahat evlerimizde olduğu halde pek çok eşyala alabiliyoruz.
Ne kadar da güzel bir sözdür. “Komşusu aç olan bizden değildir.” Gerçekten de öyle depilmidir? Komşumuz aç ise, bizim öncelikle onu düşünmemiz gerekmez mi? Öncelikle onun ihtiyacını gidermeliyiz. Eksiğini tamamlamalıyız.
İsraftan kaçınmalıyız. İsraf hem haramdır, hem de zarardır. Bütçemize zarar verdiği gibi, bizlere de zarar verir.
Ihtiyaç fazlasını almak yerine, ihtiyaç fazlasını ihtiyaç sahiplerine vermek en doğru davranıştır.
Evlerimizde tencerelerimiz, tavalarımız, kap kacaklarımız, fincanlarımız, kılık kıyafetlerimiz, terliklerimiz, ayakkabılarımız varken, tekrar tekrar bunları alıp dolaplara doldurmak akıl alır bir olay değildir. Zaten var. Onları kullanmak en doğrusudur.
Savaş yıllarında insanlar giyecek elbise bulamazlarmış. Şeker çuvallarından elbiseler yaparlarmış. Bizler böyle bir nesilin evlatlarıyız. Geçmişimize değer vermemiz geçmişimizi unutmamamız gerekir. Günümüzü ve geleceğimizi de korumak ise bizim aslı görevimizdir. Çünkü, gelecek nesillere iyi bir örnek olabilmek için, israfın kötü olduğunu bizden sonraki nesil anlatmamız gerekir. Bunu da yaptığımız davranışlarla göstermeliyiz. Aksi takdirde bizden sonraki nesiller de, bizi örnek alarak, bizim yaptığımız davranışları tekrarlayacaktır.
Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim aynamızdır. Biz onları nasıl yetiştirirsek, onlar da o şekilde yetişir ve toplumun bir bireyi olurlar.
Çevre dediğimiz olgu bizlerden oluşur. Bireyler topluma oluşturur. Her bireyin davranışı toplumu ilgilendirir. Toplum ise gelecek nesilleri ortaya çıkartır.
