? İNANÇ MI?
Temmuz 8
Eskiden günümüze gelene kadar, insanoğlu hep bir şeylere inanmış ve birşeylere tapma ihtiyacı duymuştur. Ateşe, şimşeklere, güneşe tapmışlardır. Bütün bunlarla birlikte de, yaşam şekilleri ve kültürler oluşmuştur.
İnsanlar inançları ile ve kültürleri ile yaşarlar. Her toplumun kendine özgü inancı ve kültürü vardır. Bazen bu inançlar ve kültürler birbirlerine karıştırılır. İnançlar kültür olarak kültürler ise inanç olarak kabul edilir. Oysaki inanç farklı bir olgudur, kültür ise farklı bir olgudur. İkisi birbirinden çok farklıdır.
İnançlar ahirete olan hazırlıktır. Kültürler ise her toplumun yaşadığı yere göre, dünya üzerindeki yaşam şekilleri ve biçimleridir. Yani, insanların giyimleri, kuşamları, yemek yeme tarzları, çocuk yetiştirme şekilleri ve benzeri unsurlar kültür içerisine girer.
İnançlar ise insanların Allah’ın emirlerini yerine getirmesine yönelik yapması gereken kurallardır. Kişilerin yapması gereken ve kesin olan dini emirler ve kurallardır.
Dünyada yaşayan toplumlara baktığımızda, kimisi Hristiyan’dır, kimisi Yahudi kimisi Müslümandır, Kimisi Hindu’dur. Yani dini inançlara baktığımızda, kutsal sayılan dinler, bunun yanında da pek çok mezhepler dini inançlar arasında yer alır.
İnsanlar türlü türlü, kültürler ise çeşit çeşittir. Yaşam içerisinde kimi zaman inanç ve kültürler birbirine girer. Kültürel yaşam inançsal boyutta, inançsal yaşam ise kültürel boyut olarak kabul edilebilmektedir. Oysa ki iki faktör birbirinden farklıdır.
Gelenek ve göreneklerimizin çoğu inançlarımıza göre şekillenmiştir. Bu durum doğal olarak karşılanabilir. Ama inançlarımızın, kültürümüze göre şekillenmesi doğru değildir. Şekillenemez de. Çünkü, inanç farklı bir boyuttur. Yani kesin olan emir ve yasaklardır. İnançlar kültürlere göre değişmez. İnancın kuralları vardır ve bu kurallar Allah tarafından, peygamberler aracılığı ile biz insanlara ulaştırılmıştır.
Kültür¸ insanların tarihi ve toplumsal gelişme süreci içerisinde meydana getirdikleri ve sonraki insanlara aktardıkları maddî ve manevî unsurlardır. Bir milletin kendine ait dil¸ ahlâk¸ hukuk¸ din¸ ekonomi¸ bilim ve düşünce ile birlikte oluşan kuralların hayata uyarlanmasıdır.
Kulaktan dolma bilgilerle inançların yürütülmesi doğru değildir. Gerçek alimlerden ve ilim irfan sahibi olanlardan ilim öğrenerek, ilim irfan sahibi olmak, inanç ile kültürü birbirinden ayırmaya yardımcı olur. Alimler öncülüğünde okuyup öğrenerek bilgiler edinmek, bizlere gerçek yolu gösterir. Yaşamınıza ışık tutar.
Burada inanç ve kültüre örnek vermek haddim değildir. Çünkü bu örnekleri verebilmek için, dini inançlar konusunda çok iyi bir bilgiye ihtiyaç vardır. Yani alim olmak gerekir.
