Köşe Yazılarım

SESSİZ KONUŞANLAR 1


Ağustos 1

     “SESSİZ KONUŞANLAR” adlı yazımın ilk bölümüyle sizlere, ailemizin de bir parçası olan hayvanlardan bahsedeceğim.
     Kuşlar, böcekler, arılar, kediler, köpekler, balıklar, maymunlar… 
     Saymakla bitiremediğimiz hayvanlar alemindeki faklı yaşamlar. 
     Belgesellere konu olan ama, ağzı dili olmayan, kimi zaman şirin, kimi zaman hırçın, kimi zaman huysuz, kimi zaman vahşi ve yırtıcı olan hayvanlar. Kışın ayrı, yazın ayrı bir yaşam mücadelesinde olan, sessiz dünyada yaşamlarını sürdürmeye çalışan hayvanlar…
     Hiç kimseden hiç bir şey talep etmeyen hayvanlar.
     Klonlanan, genetiği değiştirilen, üzerinde pek çok deney yapılan, evde unutulan, aç ve susuz bırakılan, vahşice dövüştürülen, üzerlerine bahisler oynanıp, yarışlar yaptırılarak paralar kazanılan ya da paralar kaybedilen hayvanlar…
     Dünyada, pek çok canlı türü bulunmaktadır. Havada, karada, denizde, dünyanın her yerinde yaşam mücadelesi ile karşı karşıya kalan bu hayvanların bir kısmı, insanlarla içi içe yaşamakta, bir kısmı ise insanlardan uzak, ormanlarda, dağlarda, ovalarda, nehirlerde ve denizlerde yaşamaktadırlar. Bizlerin yaşamı ne kadar önemli ise, dünya üzerinde yaşayan canlıların da yaşamı bizlerin yaşamı kadar ve bizlerin yaşaması kadar önemlidir.
     Dünyamız öyle bir denge üzerine kurulmuş ki, her canlının dünya üzerinde bir görevi vardır. Bu görev dünyanın yaşam sistemini oluşturur. Örneğin, arılar olmazsa, dünyadaki yaşam biter. Çünkü arılar tohumlama işlemi yaparlar. Kedilerin fare yemesi, tavukların kene yemesi, balinaların başka balıkları beslemesi, pek çok köpeğin insanları koruması, yunusların insanları boğulmaktan kurtarması, vs…
     Hayvanlar, bütün bunları sessiz dünyalarında yaparlar. Ekmek ya da su isteyemezler. Hastalandıklarında doktor isteyemezler. Üşüdüklerini kimseye söyleyemezler. Çünkü sessizdirler. Onların dünyalarında sadece yaşam mücadelesi vardır. İnsanlar gibi arabaları olmaz. Evleri dayalı döşeli değildir. Yemeklerini ısıtarak yemezler. Elbiseleri yoktur. Her acıktıklarında yemek bulamazlar ya da her zaman su ihtiyaçlarını karşılayamazlar. Isınmaları için sobaları ya da kaloriferleri yoktur. 
     Ama…
     Yaşarlar…
     Ve yaşam mücadelesi verirler.
      İnanların ve doğanın hırçınlığına rağmen hayatta kalmak için çırpınıp dururlar.
     Yazımın ikinci bölümünde buluşmak dileğiyle hoşçakalın. 

Köşe Yazıları