TARİHE DAMGA VURAN MEDENİYETLER -9-
Bu hafta, TARİHE DAMGA VURAN MEDENİYETLER adlı köşe yazımın konusunu yine, burada yaşamış medeniyetlerden biri olan, Sümerler Medeniyeti. Son iki yazımın konusu olan Sümerler Medeniyeti, tarihte yaşamış oldukları ve yaşattıkları, dünyada insanlık adına damga vurmuş unsurlardan oluşmaktadır. Tarihe damgasını vuran bu medeniyetin yaptıkları ve buldukları pek çok unsur, günümüzde gelişmiş olarak kullanılmakta ve hayat uygulanmaktadır.
Sümerlerin bu yaşayış biçimleri ve yaşamlarında kullandıkları her unsur, tarihin önemli evrleri olarak adlandırılmış olup, günümüze kadar geçen zaman dilimine oldukça büyük izler bırakmıştır.
Amerind melezi olan bu Asyalı kavim, burada Tarihin ilk medeniyetini ve ilk devletini inşa ettiler. Bu toplum devleti, sanıldığı gibi kendilerine Sümerler demiyorlardı. Onların kendilerine verdikleri unvan Kenger idi. Sümer ifadesi, Sümerliler olarak tanıdığımız Kengerlerin araştırılmaya başladığı ilk dönemlerde karşılarına çıkan ŞINAR ifadesinden gelmektedir.
Sümerlerin tarihi oldukça eskiye dayanır. M.Ö. 4000 – M.Ö. 2000 yılları arasında yaşam sürmüştür. Mezopotamya’da yaşayan medeniyetlerin temelini Sümerler atmıştır. Günümüzde kullanılan iletişim araçlarının en önemli temellerinden biri olan yazı Sümerler tarafından bulunmuştur. Yazıyı bulması ile insanlar arasındaki iletişmin değişmesi yine Sümerler zamanında başlamış ve gelişerek günümüze kadar gelmiştir. Astronominin de ilk kez ortaya çıktığı yerlerde biri yine Sümer Medeniyeti olmuştur.
Sümerler; yazı, dil, tıp, astronomi, matematik, din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda kendilerini oldukça geliştirmişlerdir. Bu alanların gelişmesiyle, Sümerler’deki hayat standartı da bu gelişmelere göre şekillenmiştir. Öyle destanlar vardır ki bu destanlardan bir kısmı olan “Yaratılış” ve “Tufan”a, ”Emeş ve Enten”e ilk kez Sümerlerde rastlanır.
Yaratılış destanından kısaca bahsedecek olursak, bu destanın en önemli belirginliği ilk Türk destanı olmasıdır.Türklerin Altay-Yakut zamanında çıkan bir destanı olan ve Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları ve Altay Türkleri arasında söylenmekte olup Türk destanları arasında en eskisidir.
Konusunu evrenin yaratılışından alan, iyilik ve kötülüğün kaynaklarını anlatan ve evrendeki düzeni konu edinen Yaradılış Destanı, XIX. yüzyılda Prof. W. Radloff tarafından Altay Türkleri arasında derlenmiştir. Yaradılış Destanı, Türkler tarafından kabul edilmiştir. Bu destanta pek çok konu yer almıştır. Bunlardan arasında eski ve yeni dinlerin, özellikle de şamanizmin izlerini taşır. Şamanizmin, başta Türkler ve Moğollar olmak üzere, genellikle eski Sibirya kavimleri arasında ortak bir din olduğundan bahseder. Ayrıca Totem dininden sonra Türkler arasında yayılan ilk önemli inanışın Şamanizm olduğunu anlatır. Bu dinin inancına göre, dünyada ölen iyi ruhların bir kuş kılığına girerek iyilik derecelerine göre gökteki ışık âlemine; kötü ruhların ise kötülüklerinin derecesine göre yer altında karanlıklar alemine gidildiğine inanılır. Yaradılış Destanında, Türk mitolojisi, düşüncesi ve inancı bakımından pek çok önemli izler taşır. Bundan dolayıdır ki Yaradılış Destanı Türkler için büyük önem taşımaktadır.
Hepimizin yaygın olarak kullandığı nazar boncuğu, ya da kimi
evlerde her yıl süslenen yılbaşı ağacı yine Sümerler’de rastlarız. Bunun yanında dünyaya mal olmuş evlilik yüzüğü ilk kez Sümerler tarafından kullanılmıştır.
Sümerler tarihinde oluşan gelişmelerin insanlık için çok önemli olduğunu yazımın başında söylemiştim. Bir sonraki onuncu bölümde yine Sümerleri konu alarak yazımı sonlandıracağım.
