Köşe Yazılarım

TARİHE TARİH Mİ

?
       Günümüzde pek çok yerde, pek çok insan tarihle ilgili pek çok unsuru konuşuyor. Doğru yapılan yorumların yanında,  bazı kişilerin kendi kafalarına göre yanlış yorumları da bulunmaktadır. Kimisi gerçek araştırmalara dayalı konuşup yorum yaparken, kimisi de sadece yalan yanlış, doğruluğu ispat edilmeyen bilgilerden hareket ederek tarihimizi konuşuyor.
       Gazete ve dergilerden okuduğumuz ve ya sosyal medyadan takip edip de görsel medyadan izlediğimiz kadarıyla, tarihle ilgili pek çok haber duyarız. Şurada şu bulunmuş, şu kazıdan şunlar çıkmış, ya da şu belgeler tarihe ışık tutacaktır diye pek çok haber duyarız.
      Arkeologlar yaptığı kazılar sonucunda, elde ettikleri bulgularla tarihin sayfalarına yeni sayfa eklerler. Sadece arkeologlar değil, eski yazıları bilen kişilerin de yine arşivlerdeki belgeleri, günümüz dillerine çevirerek, bizlere geçmişimiz hakkında bilgi vermeye çalışırlar. Her araştırma,  bize ait olan geçmişimizin geleceğe iyi bir şekilde aktarılması demektir.  
     Basında pek çok haber okur izleriz.
     Yayımlanan haberlerin birinde şöyle bir yazı okudum. Habere göre, “Hz. İsa’nın mezarı Kudüs’te bulunmuş”. Kudüs’ün doğusunda 1980 yılında keşfedilen Talpiot Mezarlığı’nın Hz. İsa’ya ait olduğu belirtiyor. ” denmektedir. Bu haber önemli bir haber olmakla birlikte, gerçekliğin de araştırılmasının gerekli olduğu bir haberdir. Bu tarz haberler halkı derinden etkiler.
     Tarihçiler tarihe ışık tutarken, ortaya çıkardıkları bilgilerin muhakkak doğru olması gerekmektedir. Doğru olan bu bilgilerin de, aynı zamanda basına da doğru aktarılıp biz insanlara doğru bilgilerin ulaşması gerekir. Çünkü öyle bulgular ortaya çıkar ki, bu durum sonucunda da, doğru bildiğimiz tarihin birden yanlış olduğunu öğreniriz.
     Bu tarz gelişmelerin doğruluğu tarihimizi derinden etkilenmesine sebep olur. Araştırmacılarımızın doğru tespitleri ve araştırmalarda elde ettikleri bulguları  ne kadar iyi analiz ederlerse, o kadar gerçek ve asıl olan tarihe ulaşılır.
     Tarihçilerimizin iyi yetişmesi demek, geçmişimizin geleceğe iyi ve gerçekçi olarak aktarılması demektir. Bizler geleceğimizin teminatını, tarihimizdeki yaşanmış olaylardan oluşan örneklerle alırız. Geçmişindeki tarhini iyi bilmeyen toplumlar geleceğini iyi belirleyemezler.
      Tarih bir toplumun bel kemiğini oluşturur. Kolay kolay tarih sayfalarına geçmiş kaydedilmez. Hayat içerisinde oluşan ve toplumu derinden etkileyen olaylardır tarih sayfalarına yazılanlar. 
    Tarih birilerinin kafasına göre tasarlanıp da yeni bir tarih oluşturulmaz. Gerçek tarihin ortaya çıkmasının temel taşını,  gerçek belgeler ve tarihi bulgular oluşturur.
     Toplumlar kendi geleceklerinin ışığını,  geçmişlerinden örnekler alarak oluştururlar. Tarih konusunda ne kadar çok eğitimli kişiler olursa, insanoğlu o kadar çok kendi atalarını tanımış olur.

Köşe Yazıları