İnsanoğlu konuşmadan yapamaz doğada ve evrende gördüklerini bildiklerini bir yerlerde uygulama isteği duyar ve rol haline getirerek sahnede canlandırmak ister. Tiyatro da bunlardan bir tanesidir.
Sümer ve Mısırlılardan günümüze kadar gelen tiyatro, pek çok sanat dalları gibi, tiyatro da dini törenlerin yapılması ile doğmuştur. Zamanla dini tören niteliğini kaybederek bugünkü halini almıştır.
Insanın doğada gördüklerini, yani doğa olaylarını kendi beden dilleriyle sahnede anlatmaya çalıştığı ve bununla birlikte ortaya çok güzel eserler çıkardığı bir üründür tiyatro.
Tiyatronun eskiden günümüze kadar gelmesi ile birlikte, pek çok inanç ve dini törenlerden etkilendiği ortaya çıkmıştır. Eski şamanist inanç ve törenler, tiyatronun doğuşunda önemli bir rol oynamıştır.
Batı tiyatrosunda Shakespeare önemli bir rol oynar.
Türk edebiyatı ise tiyatro ile Tanzimat Döneminde tanışmıştır. Bu dönemde Karagöz, Kukla Orta oyunu, Meddah gibi hikayelerle köy sahneler almıştır.
Batıda tiyatro, pazar yerlerinde oynanırdı. Fakat zaman içindeki kiliseler, kimi zaman tiyatroyu yasaklamışlar, kimi zaman ise tiyatro aracılığı ile Hristiyanlar’ı dini inanç yönünden eğitmişlerdir. Çünkü insanların tiyatro seyretme isteğinin önüne geçilememiştir.
Trajedi komedi dram olarak günümüze kadar çeşitli işleyiş şekli ile gelen tiyatro, insanların sahnedeki izlenme oranlarını da belirlemiştir.
Peki, insanların ne kadarı tiyatroya gidiyor?
Okullarda tiyatro bilinci ne kadar aşılanıyor?
Bunları düşünmek gerek. Bizim değerlerimizden bir tanesi olan tiyatro, insanların sahnede uyguladıkları büyük özverileridir. Bizlerin bu özverileri desteklememiz ise, bu eserlere verdiğimiz değerleri ortaya çıkartır. Çünkü bir tiyatro eseri öyle basit ortaya çıkmamaktadır. Her eserin bir yaşanmışlığı ve geçmişi vardır.
Tiyatroya gitmek bir bütçe ister. İnsanların sosyal aktivitelerine belli bir bütçe ayırmaları gerekmektedir. Tiyatro sinema ve benzeri sahne oyunları insanların yaşamlarının bir parçasıdır.
Bazen şu şekilde haberler duyarız.
“Türkiye’de tiyatro ve sinema salonları çoğaldı, seyirci sayısı azaldı.”
Aslında bu çok üzücü bir haberdir. Burada salon sayısından ziyade, seyirci sayısını arttırmak olmalıdır. Çünkü seyircisi olmayan tiyatro veya sinema oyuncularının hedefleri yerine ulaşmamış olur. Bu konuda yetkililerin belli çalışmalar yapması gerekir.
Tiyatro bizim kültürümüzdür. Kültürümüze sahip çıkmak ise bizim görevimizdir.
