Bu hafta, Anadolu’da Kurulan Medeniyetleri köşe yazımın konusunu Lidyalılar. Lidyalılar denildiğinde ilk akla gelen paradır. Öncelikle Lidyalıların nasıl kurulduğuna bir bakalım.
Lidyalılar M.Ö. 687 yılında, Kralları olan Giges zamanında bağımsız bir devlet olarak kurulmuştur. Frigyalıların yıkılmasından sonra kurulan bu devletin başkenti, Salihli yakınlarındaki Sardes (Sard)’dır. Sardes (Sard) o dönemlerin oldukça büyük ve zengin kentlerinden biridir.
Kral Giges, devletin sınırlarını zaman geçtikçe genişletir ve büyütür. Ülkenin Doğu sınırları Kızılırmak’a kadar uzanır. Lidyalılar da, tarihin beli dönemlerinde yaşamış olan devletler gibi, kendi döneminde olan ve birlikte anlaşabildiği devletlerle, kendi devlet çıkarlarını gözeterek bir takım anlaşmalar yapmıştır. Bunlardan bir tanesi de Kimmerlere karşı Asurlularla işbirliği yapmasıdır. Bundan dolayı da Kral Yolu Asur’a kadar uzanmıştır. Lidyalılar Kral Alyattes zamanında önce Medlerle savaş yapar daha sonra ise MÖ 585 yılında da barış yaparak Kızılırmak’ı iki devlet arasında sınır olarak kabul ederler.
Lidyalılar’da, gelmiş geçmiş krallar arasında önemli olanlardan bir tanesi de Krezüs’tür. Aynı zamanda son kral olan Krezüs, Lidyalılar’ın yaşamında önemli bir yer almaktadır. Çünkü bu dönem Lidyalılar’ın en parlak zamanı olmuştur ve başkentleri Sard aynı zamanda dönemin kültür ve sanat merkezi haline gelmiştir. Ne yazık ki bu durum uzun sürmedi. Çünkü M.Ö. 546 yılında Adalar Denizi’ne çıkmak istemeyen Pers Kralı Kyros, Mısır’la ittifak yapan Lidya Kralı Krezus’u yendi ve böylece Lidya Krallığı kendi devrinin sonunu yaşamış oldu.
Lidya denilince akla para geldiğini, yazımın başında bahsetmiştim. Tarihte ilk kez para Lidyalılar tarafından ortaya çıkmıştır. Lidyalıların bastığı madeni paralar alışverişte değiş-tokuş yöntemi ile kullanılmıştır ve değerli metal ve tahılın alışveriş aracı olarak kullanımını zamanla azaltmıştır. Her ne kadar parayı ilk kez Lidyalılar bulsa da aslında bu uygarlığın dışında, para kullanımı daha eski medeniyetler olan Sümerler’de ve Mısır’da da vardır. Resmi makamlarca onaylanmış gümüş gibi değerli metaller ve belirli ölçekte tahıllar kullanılır ve bunlar ilk parasal ögeler sayılabilirdi. Günümüzdeki kullanım şekline yakın tarihte ilk kez Lidyalılar kullanmışlardır. Herodot, Lidyalıların gümüş ve altın madeni parayı ilk defa kullandığını yazar.
Lidya sanatı, seçkin Anadolu kültür ürünlerinin mirasçısıdır ve Yakın Doğu’daki en büyük rakipleri Akamenid (Pers) sanatının ilham kaynağı ve öğreticisi olmuştur.
Her dönemin kendine özgü bir yaşam tarzının olduğunu zaman zaman yazılarımda vurgu yaparım. Lidya Medeniyeti de öyle. O dönemin inişli çıkışlı yaşam şekilleri ve o medeniyetin, belli bir süre yaşamını sürdürüp ve belli bir süre sonra yok olması sonucunda, yerine tekrar yeni bir medeniyetin çıkmasıyla birlikte Anadolu Medeniyetleri yıllar boyunca bu şekilde devam etmektedir.
Yazımın yedinci bölümünde buluşmak üzere hoşçakalın.





